Belgesellerim

DİVRİĞİ ULU CAMİ TEKSTİL KAPI ve ŞAH KAPI - DİVRİĞİ - SİVAS-TÜRKİYE

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Kapının yüksekliği 9,5 m, eni 6m, derinliği 2,6 m, yan duvarlardan öne çıkıntısı 1,4 m dir. Görüntü olarak tamamen Selçuklu üslubunu anımsatır.

Caminin batı cephesinde bulunan bu kapı, batıya baktığı için ‘Batı Kapı’ adını alır. ‘Çarşı Kapı’ adını "suk-i sultani" denilen eski kent çarşısına açılması nedeniyle almıştır. İslami geleneklere göre, büyük camilerde cemaat; caminin kıbleye açılan ana kapısından içeri girmekte ve namazdan sonra da sırtını kıbleye dönmeden yan kapıdan çıkmaktadır. Bu nedenle kapı,‘Çıkış Kapısı’ adını da almıştır. Süslemeleri Cennet Kapısına oranla daha sadedir. Bu kapının; Batı Kapısı, Çarşı Kapısı, Çıkış Kapısı, Gölgeli Kapı gibi isimlerinin yanı sıra, son zamanlarda yaygın olarak kullanılan ismi "Tekstil Kapı”dır. İnce taş işlemeciliğinin zirveye ulaştığı kapı, bir kilimi ya da seccadeyi anımsattığı ve yüksek oranda dantel örneklerini sergilediği için bu ismi de almıştır. Bu kapıda en dikkat çeken unsurlardan biri, dışa çıkıntılı biçimdeki kilit taşıdır. Yüzeyi, demircileri simgeleyen güğüm başı motiflidir. Baş mimar, bu eserin tamamında, taşların birbirine geçme ve tutma şekli olan ‘kilit taşı yöntemini’ kullanmıştır. Orta kısımda lale ve lale yaprakları bulunmaktadır. Lale, tasavvufta; Allah’ı temsil eder. Çünkü lale tek bir soğandan, tek bir bitki ve tek bir çiçek olarak yaşar ve tekliği ifade eder. Aynı zamanda, lale kelimesi ile Allah kelimesi, ebcet hesabında aynı rakamsal değere yani 66’ya tekabül etmektedir. Bu nedenlerle lale motifleri bu eserde, çok sayıda ve farklı şekillerde kullanılmıştır. Kapının iç tarafında, sağ ve solda yer alan sütunlar, denge sütunlarıdır. Sağ denge sütununun üzerinde ‘Allah’ kelimesi, Arapça harflerle yatay olarak yazılmıştır. Sol taraftaki sütunda, ‘Allah’ kelimesi açılı tarzda yazılmıştır. Bu sütunlar 1939 Erzincan depremine kadar, elle çevrildiğinde, üzerindeki ok işareti yönünde dönerlerdi. Depremden sonra binanın dengesi bozulduğundan, sistem kilitlenmiş, bu taşlarda artık dönmez olmuşlardır. Kapının üzerindeki üç satırlık kitabede; "Şehinşah oğlu Süleyman Şah oğlu Ahmet Şah, Allah'ın affına muhtaç aciz kul, adaletli melik, bu caminin yapılışını H 626 (M.1228) yılında emretti, Allah mülkünü daim etsin." yazmaktadır. Şimdi Caminin doğu cephesine geçerek, Şah Kapısını inceleyelim. Bu kapıyı sadece şah kullandığı içinde ‘Şah Kapısı adını da alır. Caminin doğu kısmında bulunması nedeniyle de ‘Doğu Kapı’ adını da alır. Kapı klasik Selçuklu üslubuyla yapılmış, mütevazı bir görünüme sahiptir. Cami içinde şuan sadece iskeleti kalmış, hünkâr mahfili bölümüne açılır. Şahın, ibadet için camiye girişte kullandığı kapıdır. Osmanlı’daki “hünkâr kapısı” olarak tabir edilen kapılarla aynı işlevi görmektedir. Kapının insan boyundan küçük yapılmasının amacı; insanda tevazu ve kulluk bilincini ortaya çıkarmak ve Şah’ın yalnız Allah'ın huzurunda eğileceğini vurgulamak içindir. Hünkâr kapıları ve hünkâr mahfilleri, padişah ya da beyleri cemaatten soyutlamak amacıyla yapılmamıştır. Onları olası suikast ve saldırılara karşı korumak amacıyla yapılmıştır. Kapıdaki kitabede; Şaha, Camiye her girişinde gerçek mülk sahibini hatırlatmak için, ''Mülk, Kahhar ve tek olan Allah'a aittir" ayeti yazılıdır.

© Copyright 2021 . All Rights Reserved Dizayn by Bhttn

Search